Beklenen Adım Geldi: Su Ürünleri Mühendisliği Meslek Yasası TBMM Gündeminde

Bilimsel, sürdürülebilir ve yetkin yönetim için atılan bu adım, sektörde uzun süredir beklenen bir eşitlik ve güvence çağını başlatabilir.

Reklam
Reklam

Yıllardır dile getirilen, akademik çevrelerin, sivil toplum kuruluşlarının, su ürünleri mühendislerinin ve sektör temsilcilerinin ısrarla talep ettiği o önemli gelişme nihayet gerçekleşti. Su Ürünleri Mühendislerinin Meslek Yasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşındı.

Bu, sadece bir meslek grubu için değil; Türkiye’nin su kaynaklarının verimli, sürdürülebilir ve bilimsel yöntemlerle yönetilmesi adına tarihi bir adım.

Neden Bu Kadar Önemli?
Bir meslek yasası, yalnızca çalışanların haklarını korumakla kalmaz; aynı zamanda sektörün düzenli işlemesini sağlar, denetimi mümkün kılar ve kamu yararını gözetir. Ancak yetkileri kanunen tanımlı olmadığı için, bu uzmanlık çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Bugün bir ziraat mühendisinin, veteriner hekimin ya da gıda mühendisinin kendi alanındaki sorumlulukları yasa ile belirlenmişken, su ürünleri mühendisinin aynı hukuki zemine sahip olmaması büyük bir eşitsizliktir.

Su Ürünleri Mühendisliği, balıkçılık, akuakültür, su kalitesi, stok yönetimi, çevresel etki analizleri gibi hayati alanlarda görev yapıyor. Ancak yıllardır mesleki yetki ve sorumlulukları yasal güvenceye alınmamış durumdaydı. Bu boşluk, hem mezun olan mühendislerin istihdamında sorunlara yol açtı hem de sektörde ehliyetsiz uygulamaların yayılmasına neden oldu.

Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili, sayısız akarsuyu ve gölü olan, balıkçılık potansiyeli yüksek bir ülke. Su Ürünleri Yüksek Okulu olarak 1982 yılında kurulan ve 1992 yılında kanun hükmünde bir kararnameyle Su Ürünleri Fakültelerine dönüşen bu eğitim kurumları, ülkenin ihtiyaç duyduğu bilimsel üretimi ve mühendislik alt yapısını sağlamak amacıyla önemli bir işlev üstlendi. Ancak geçen yaklaşık 43 yıla rağmen, bu alanda görev yapan mühendislerin yetki ve sorumluluklarını belirleyen bir meslek yasası çıkarılamadı. Genç mühendisler mezun olurken sadece diplomalarını değil, aynı zamanda haklarını da ellerinde tutabilmelidir.

Türkiye’nin su ürünleri üretiminde dünya sıralamalarına girdiği bazı alanlar var; örneğin çipura, levrek ve alabalık üretiminde Avrupa liderliği. Ancak bu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve daha ileriye taşımak için bilimsel yönetime, planlamaya ve çevre duyarlılığına ihtiyaç var.

Bir ülkenin balıkçılık politikası sadece denizden balık çekmekle olmaz. İşte bu noktada su ürünleri mühendislerinin rolü kritik. Bu yasa tasarısı, bu rolü görünür kılacak ve güvence altına alacak.

Geç Kaldık Ama Umutluyuz
Avrupa ülkelerinin çoğunda bu tür mühendislik dalları çoktan yasal tanıma kavuşmuş durumda. Türkiye’de ise bu adım gecikti. Ancak bu geç kalmışlık, sürecin ciddiyetle ele alınmasını ve hızlandırılmasını daha da zorunlu kılıyor. Şimdi, tasarının sadece gündeme alınması değil, detaylı bir şekilde tartışılarak tüm paydaşların katılımıyla yasalaşması gerekiyor.

Sektörde çalışan binlerce mühendis ve akademisyen bu haberi umutla karşıladı. Öğrenciler geleceğe daha güvenle bakıyor. Şimdi söz, Meclis’te. Umuyoruz ki bu tasarı, komisyonlardan hızla geçip yasalaşır ve Türkiye, su kaynaklarını yöneten uzmanlara hak ettikleri değeri verir.

Çünkü güçlü bir gelecek, ancak bilimle ve liyakatle mümkündür.

Prof. Dr. Kenan KÖPRÜCÜ      

Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı,     

Anadolu Su Ürünleri Mühendisleri Derneği Kurucu Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı